install theme
travelingcolors:

Dining time in Antwerp | Belgium (by Nacho Coca)
thebeautfyofsolitude:

Perfect insomniac’s haven


How to remember your dreams, and how to do not forget your shits.
A great place to do silly things.
touchdisky:

Ha Long Bay, Vietnam by theseBoetz




How ?

Bohem

Tütün kullanmıyorum. Etraf bulanık değil.
Evde buzdolabindan ve ust komsudan gelen sesler disinda bir ses yok. Sabahki iki saati saymazsak 12-13 saattir yerimi koruyorum.
(Sabah bir ara yatağıma gittim, yatak değişikliği)
Fotoğraf çekmiyorum. Halbuki sabahtan beri ışığın farklı açılardan masamdaki yap-boz parçalarını aydinlatisini cekebilirdim.
Yapmadım.
Yine uzaniyorum. Sol kolum yeni yikanan havluya değdikçe etrafa yumusaticinin kokusu yayılıyor.
Hosuma gidiyor.
Hava karariyor.Evin ici karardi bile.Isigi acmiyorum.Misafir beklemiyorum.
Buzdolabi salonu aydinlatiyor.Klimayi açmanın tereddüdu var simdi.Alisilmadik bir ses huzurumu bozabilir. Tutarliligimi yikabilir diye korkuyorum.
Bu hafta insanları sevmiyorum.Haftaya kadar insanlari sevmeme lüksüm devam edecek. Sonra bütünlemelerde hicbir munasebetin olmayan insanlarla yeniden onlarla birlikte olmaktan zevk aliyormus gibi yasamaya devam edeceğim iki gün.

Sonra…Garip.
Nezaket maratonunun baslamasini engellemek için kendi kanimdan uzak duracağım.
Düğünler…
Akraba ziyaretleri…
Arkadaşlar…
Ne gerek var şimdi bunlara.Daha sonra da gerek var mı?
Nezaketen yaninda olacaklarina olmak istedikleri yerde olsun insanlar.
Yapmak istedikleri seyleri yapsın.
Statu derdi olmasın.
Insanlarin yargilari cemiyetin görüşüne gore sekillenmesin.
O hayali sınırlar kalksın.
Adam yasamak istediği yerde kulubesini yapsın. Evini yapsın…
Ama önce gökdelenlere savaş açalım.

Ironi geliyor: Ben ‘Şeddad’ ım. Selahattin Eyyubi gibi Şeddadiyim.Şeddad, yüksek bina yapan demektir. Şeddadiler evvel zamanda çok yüksek binalar yapmış, hayat vereni reddetmislerdir. Simdi o inkar eden nankör ataların Hayat verenin Allah olduğunu kabul eden ve yüksek binalara savaş açan torunu olarak bütün zincirlerimi koparmaya çalışıyorum.

Ucunu basini sonunu kacirdigim yazinin her hangi bir bölümündeyim.Dogaclama yapıyorum.

Kuralları yasaklari sevmiyorum.Ama kendim kural koyucuya uyuyorum.Goremedigime inaniyor, kendi kendime kurallar yasaklar koyuyorum.

Yapmak istedigim seyleri yapamıyorum.

Kastettigimden cok uzaklara tesir ediyorum.

Bazen ölmek istemiyorum. Bazen doğmamış olma hayalleri uzun metrajlı rüyalara sebebiyet veriyor.

Ney’i üflemeye çalışıyorum. Bazi yetenekler doğuştan gelmiyor.

Ilk olmak istiyorum.Bir kadinin ilk bağlandığı. Yahut bir toprağa ilk ayak basan. Ya da bir manzarayı ilk gören. Bu yüzden bazen secildigime sevinmek yerine neden ilk tercihin ben olmadigima isyan ediyorum.

Insanlari sevmiyorum. Bazilarinin gözleri çok güzel. Konustuklarinda gozlerinin de büyüsü kaçıyor insanların.

Dilleri kötülük saçıyor insanın.Bir yalan bizi bu hale getirdi.

Sonra yerine getirilmeyen sözler, inanmadan harcanan güzelim cümleler, asilsiz vaadler…
Bizim gibilerin hayat ağacını baltaladi.Baltalari köreldiginde dislerini sapladilar köklerimize.Bu sefer dislerinin arasindan dökülen kan değildi , ilk insansan bu yana gelen pismanliklardi.

Aslinda ben öyle demek istememistim.

Benim için cok degerlisin.

Seni seviyorum.

Hayatım.

Sensiz bir hayat düşünemiyorum.


Size etime saplanip kalan diğer yalanlari da göstereyim istiyorum.

Ama sessiz kalmak , kimse üzerine birsey alinmasin diye susmak gerek.

Sahi ilk yalanı kim söyledi ?

Ilk kez yalandan kim öldü ?

Kime, bu haysiyet yoksunu insanların hareketleri, ayni atmoseferi solumamak için sahdamarlarini kurban etmek farz oldu.

Bu bir reddiye ise. Hala neden nefes almak için çabalıyor bedenim.

En cok algima kızıyorum.

Algimin üstündekilere…
Göremediklerime…
Bilemediklerime…
Kavrayamayacaklarima…


Selam olsun siz haysiyetsizlere.

Bayan ‘S’

3 yılı biraz aşkın bir süre önce gördüğüm bir ruya serisinde tanıdığım bir kadın vardı. Yüzü görünmeksizin kendine hayran bırakan bir kişiydi. O rüya serisinin yanına, yakınına erisemedi hic bir film.

Harabeler üzerinde uçuşan beyaz tüller içinde bir kadın.Everest’e yükselen, zirveyi yakın eden bir kadın…Tasvirlerin dile dökülmesi olanaksız.

Şizofreni derecesinde bir hayranlık…Hayalî, belki de gerçekte asla var olamayacak birine ayık kafamdan bile kiskanacak bir ruh haliyle bağlılık…

Kimseye anlatmadım bir kişi dışında, anlattiysam da hatirlamiyorum.Detaylar tamamiyle aklımda…

Tevafuk bu ya, o da ter etti veda etmeden :/ “Son, bir daha gelmeyeceğim” deseydi o gün uyanirmiydim bilmiyorum.

Üzerindem 3 yılı aşkın bir süre geçti. Bugün rüyanın mutasyona uğramışı bir dostun temennilerinde ortaya çıktı.

Bir kahve falinda cismi olmasa da isminin bas harfi çıktı : “S” !!!
Yeni tanisacakmisim.Hayatimi değiştirecekmis. Efsane olacakmış. Hayirlisi…

Şimdi uyku haplarina bağlı hayatimdaki eksiklik olan beyaz tüller içindeki , sive-i reftarina kurban olduğum , kadının ‘S’ olma ihtimali eve kapadı beni.Hayal kırıklığı yaşamanın korkusu da var şimdi…


Vel hasıl yeni bir eglencem var artık.


‘S’ lere dikkat Iskoç.

Never mind.

Şimdi analizden ziyade sentez zamanı. Olan olmuş biteli dur bakayım…Şayet gece herşeyin bittiğini kabul edersek 84-85 gün olmuş. Bahattin*’in de dediği gibi umursamiyorum ama saplanti (obsesiflik) haline gelmiş.Mutlusun ama degilsin de.Oyle bir seydi tam olarak.

Parçaları birlestirelim simdi:

-Yil basina 3-4 cikma teklifi alan bir erkek çocuğu, hemcinslerinin aksine belki de hata ederek,(o meshur tabiri kullanmadan edemeyeceğim) dünyaya fermuarindan bakmayi reddederek,yıllık aptallik kotasini bir 5 para etmez kiz çocuğuna kendini kaptirarak doldurmustur ve yetmezmiş gibi dost kabul ettiği esrafinca yalanlar ve hilelerle aldatilmasi hatta ve hatta vizeleri heba olmasi dolayisiyla düştüğü psikolojik çöküntüsü ,bir şekilde hareketlenme yaratip finaller icin cabalama şevki veren bir güç halini almistir.

-Geleceğine kaygiyla baktığı ülkesinin toplumsal ve sistemsel çöküntüsüne bir de kendi yasanmisliklarini eklediginde ortalığı sigara dumani kaplamakta, göz gözü görmemektedir.

-Çevresindeki samimiyetsiz davranışlar, onun aradığı sicakliktan uzak bir şekilde her geçen gün yaşama isteğini baltalamaktadir.Fakat bu intihara meyilli ruh halinin sebebi çevresindeki insanlardır demek yanlış olur. Zira, (Modus, Iskoç , M.F.Y , Cikolata Tatlı ,Şeker , Erkek Çocuğu v.b ) mevzu bahis olan insan evladı topyekûn insanlardan soğumustur.Nihai gayesi hiç bir gürültünun kendi ic hesaplasmalarinin iniltilerini bastiramayacagi huzuru yakalamak olan insan evladı bu uğurda Yeni Zelanda, Meksika , Afrika Ülkeleri üzerinde şekillenen emeklilik hayalleri kurmaktadir.

-İnsanların seviyorum demesine de sevmiyorum demesine de kisaca beyanların manipulasyona yönelik olusundan insana olan inancini yitiren insan evladı arayış icindedir.

-Beklentileri vardır.

-Idealleri vardır.

-Ve tabii ki uzun süre önce e.t.c ile sonuclanan hayalleri…


-Sakindir. Tutune bel baglamadan sıkça cay demlemektedir. Az yiyip, az uyuyup , bilinçli sacmaliklari diline yansitip , az hareket etmektedir.

-Kumarda ve aşk duzenli olarak kaybetmektedir.

-Coldeki bedevi ile tanismistir.

-Kutup ayisiyla dosttur.

-Ortaçağ-Rönesans dönemindeki tiyatro eserleri ilgisini cekmektedir.Tum cirkinlikler sahne de olmalidir . Böylece insanoğlunun daha az yalan söyleyeceğine inanmaktadir.

-Klima carpmistir. Oksuruyordur.

-Esrafinda samimiyetini korumayi başaran ve yalan söylediğinde dahi yalan söylediğini söyleyebilecek durustlugune inandirmis olan bir arkadasinin tavsiyesi uzerine kiz cocuklarini artık umursamamaktan ziyade iletisimini sinirlamayi dusunmektedir.

-Dinlenmeye ihtiyacı vardir.

-Finaller bitmelidir…Hatta Butunlemeler…Hatta Yaz Okulu…Belki artık nefes almamasi gerekiyordur.


Sonuç :

Okuyan insanlarin az olacağını biliyorum.Belki olmayan okurlarima şunu soruyorum : Değişkenleri sabit tutun.Kendinizi onun yerine koyun.Daha mantıklı birsey geliyor mu akliniza ?

Deftere yazıyorum artık.

" Veled-i zina doğru tabirdir.Fakat mutemadiyen kullanılmamalıdır. "

Kendine alistirip sonra edilgen birakiyor bütün bağimliliklar.

TOP